
14 Ekim 2025
Türkiye’nin kalkınma politikalarında yeni bir sayfa açan teşvik sistemi, 30 Mayıs 2025 itibarıyla yürürlüğe girdi. Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi ve Sektörel Teşvik Sistemi olmak üzere iki ana başlık altında şekillenen bu yapı, yatırım kararlarını yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve bölgesel kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirmeyi amaçlıyor.
Bu yazıda, sistemin ilk üç ayına dair veriler stratejik bir perspektifle analiz edilmekte; yatırımcılar, yerel aktörler ve politika yapıcılar için yol gösterici bir çerçeve sunulmaktadır.
Bu yapı, yatırımcıların karar alma süreçlerini daha hedefli ve uzun vadeli hale getirmeyi hedefliyor. Ancak sistemin uygulanabilirliği, açıklık düzeyi ve yatırımcıya sunduğu rehberlik henüz istenen seviyeye ulaşmış değil.
Bu karşılaştırma, belge sayısında %61, yatırım tutarında %52’lik bir düşüşe işaret ediyor. Bu veriler, yatırımcıların yeni sisteme temkinli yaklaştığını ve uygulama sürecinde daha fazla netlik aradığını gösteriyor.
Her ilde 4 sektör için yatırım çağrısı yapılan Yerel Kalkınma Hamlesi programı, 1 Ağustos–30 Eylül arasında başvuru aldı. Her bir yatırım için 240 milyon TL’ye kadar destek öngörülüyor. Ancak başvuru sonuçları henüz açıklanmadı.
Bu sessizlik, yerel yatırımcılar için belirsizlik yaratıyor. Bölgesel kalkınma hedeflerinin netleşmesi ve il bazlı stratejik yönlendirmelerin kamuoyuyla paylaşılması, yatırımcı güveni açısından kritik önem taşıyor.
Haziran ayında yabancı yatırımcılardan hiç başvuru alınmadı. Temmuz’da ise yalnızca 10 yabancı yatırımcı belge aldı. Bu durum, sistemin uluslararası yatırımcılar nezdinde yeterince tanıtılmadığını ve güven ortamının henüz oluşmadığını gösteriyor.
Bu dağılım, stratejik sektörlerin önceliklendirildiğini gösteriyor. Özellikle teknoloji, sürdürülebilirlik ve bölgesel kalkınma odaklı yatırımların teşvik sisteminde daha görünür hale gelmesi, sistemin etkinliği açısından önemlidir.
Uygulama tebliğinin geç yayınlanması, bazı programların henüz çağrıya çıkmaması ve veri açıklamalarındaki gecikmeler, yatırımcıların karar alma süreçlerini zorlaştırıyor. Sistem, uzun vadede güçlü bir kalkınma aracı olabilir; ancak kısa vadede daha fazla şeffaflık ve rehberlik gerekiyor.
Yeni teşvik sistemi, Türkiye’nin kalkınma vizyonunu yeniden tanımlıyor. Bu dönüşüm sürecinde yatırımcıların yanında olmak, stratejik rehberlik sunmak ve projeleri başarıya taşımak için kamu, özel sektör ve yerel aktörlerin birlikte hareket etmesi gerekiyor.
Türkiye Yüzyılı’nın yatırım dilini birlikte yazmak, bu süreci daha kapsayıcı ve etkili hale getirecektir.